İpucuLifestyle

Mazda Felsefesi (Bölüm 1): Araç mı Amaç mı?

Jinba Ittai (人馬一体); yani at ve binicisinin tek olması. Bu felsefenin özünde at ve binicisinin mükemmel bir uyuma ulaşma çabası yatıyor. İnsan ve atın hisleriyle iletişim kurabildiği, neredeyse tek vücut sayılabilecekleri bir durumdan bahsediyoruz.

Ulaşılmak istenen seviye binicisi daha ne yapması gerektiğini düşünmeden, atının o harekete zaten başlamış olması. Bizler adım atarken önce sağ sonra sol adım atacağım ve kollarımı da böyle sallayacağım diye düşünmeyiz, bunlar zaten kendiliğinden oluşan hareketlerdir. Jinba Ittai kavramında da at ve binicisinin bu çeşit bir ilişkiye sahip olması yatar.

Düşünmeden tek vücut halinde hareket etmek.

100% uyum ve harmoni.

Bu seviyedeki bir ilişki yaptıkları iş ister sakin bir gezintiye çıkmış olmak olsun, isterse savaş alanında düşmanlarını kovalamak, ikiliye çok büyük bir avantaj sağlar.

Günümüzde Jinba Ittai anlamını ve önemini yitirdi diyor olabilirsiniz, tamam artık hiçbirimiz günlük hayatımızda at binmiyor olabiliriz ama hayatımızda bu ihtişamlı ve asil hayvanların yerini alan başka bir şey var.

Arabalar.

Bazı insanlar için arabalar sadece bir araçtır. Sizi bir noktadan alıp başka bir noktaya götürürler. Bu insanlar için sıkıntı çıkartmadığı sürece, kullandıkları araba ne olursa olsun kusursuzdur. Tek önemli şey az yakıt tüketimine sahip olmaları veya prestijli gözükmesidir. Bu arabalar eskidikleri zaman yenisi ile değiştirilirler. Eski arabalarını sadece eski bir fotoğrafta gördükleri zaman hatırlarlar. Bu arabaların bir ismi yoktur. Bu tipteki insanlar arabalarına yürür, anahtarları ile kapılarını açar, kontağı çevirir ve yola çıkarlar. Bunda bir yanlışlık yok, bu bir tercih.

Madalyonun diğer yüzünde ise tamamen farklı bir insan tipi mevcut. Bu insanlar için arabalar sadece bir araç değil, amaçtır. Arabalarını gördükleri zaman heyecanlanırlar, gözleri parlar, yüzlerine bir gülümseme gelir. Arabalarının üzerinde dolaşan bir kedi varsa etrafta kavga çıkarmak istermişçesine onu ararlar. Arabalarına yaklaştıkları zaman adımları yavaşlar, sanki ilk defa görüyorlarmış gibi arabalarını incelerler. Etrafında bir tur atarlar ve arabalarını kontrol ederler. Ellerini kaputun kıvrımları üzerinde dolaştırırlar. Kapıyı açıp içine oturduklarında ellerini direksiyona koyup biraz dururlar. Neden mi? Çünkü ait oldukları yerde olmanın getirdiği huzur dolmuştur içlerine. Arabaları ile konuşurlar, çünkü o “araba” değildir, onun bir ismi vardır. Arabalarını hayat arkadaşları olarak görürler. Bu insanlara yöneltilen “Sen hangi arabayı kullanıyorsun peki?” sorusu saatlerce sürebilecek bir monoloğun başlangıcı olabilir. Bir gün kendisini başka bir araba ile değiştirmek zorunda kaldıklarında, çünkü emin olun zorunda kalmışlardır ellerinde olsa onu satmadan diğerini alırlardı, içleri burulur. Bu daha iyi ve hep hayalini kurdukları araba olsa bile geçerlidir çünkü o da özeldir. Onu satarken kendisine iyi bakacak, onun değerini bilecek birisine gitmesini isterler, bunun için normalden ucuza satmak bile onlar için sıkıntı yaratmaz. Üzerinden yıllar geçtikten sonra bile, eski arabalarını hep sevgi ve özlemle anarlar. Çünkü arabaları ile aralarında kurdukları bağ zamandan ve içinde bulunulan durumdan bağımsızdır.

İlk tipteki insanlar için Jinba Ittai hiçbir şey ifade etmez. Ama ikinci tipteki insanlar için Jinba Ittai kavramının adını bilsin veya bilmesinler bu çok önemli bir özelliktir.

Ama şanslıyız, belki duymuşsunuzdur Mazda adında bir Japon firması var ve onlar için arabalarının sadece “verimli”, “uygun”, “ekonomik”, “düzgün” veya “hızlı” olması yeterli değil.

Mazda insanların duyularına hitap eden, onları heyecanlandıran arabalar tasarlamayı tercih eden bir firma.

Tasarımlarını kendi KODO felsefeleri üzerine kurguluyorlar. KODO “hareketin ruhu” olarak tanımlanıyor ve bir hayvanın atik ve ani şekilde harekete geçişini gözünüzün önüne getirdiğinizde anlam buluyor.

Arabalarında Jinba Ittai de önemli bir yer teşkil ediyor çünkü arabanın sadece tasarımının sizi heyecanlandırması yeterli değildir, bu hissettirdiği heyecanın altının da dolu olması gerekir.

Arabaya oturduğunuz andan itibaren kendinizi oraya ait hissetmeniz ve her şeyin tam olarak olması gerektiği yerde olması “bizler” için çok önemli.

Bizler kim mi?

Ben ikinci tipte bir insanım ve bundan gurur duyuyorum.

Şu andaki arabam ilk arabam değildir herhalde?

Hayır ve sattığım bütün arabalarımı hala özlüyorum.

Hala o kadar özlüyorsam neden mi sattım?

Şartlar, ama emin olun hala hepsi garajımda beraber olsunlar çok isterdim.

Arabalarıma gerçekten isim koyuyor muyum yoksa bu sadece lafın gelişi miydi?

Arabalarımın gerçekten her birinin ayrı ayrı isimleri vardı. Her biri ayrı kişiliğe sahiplerdi ve isimlerinin olması da çok doğal.

Arabama binmeden etrafında dolanmak ne alaka mı?

Arabama binmek benim için bir ritüel. Etrafında dolanıp onu kontrol etmek ve hatlarını takdir etmek de bu sürecin doğal bir parçası.

Şu anda hangi arabayı mı kullanıyorum?

1990 model bir MX-5 Miata. Sormadan söyleyeyim 7 yıldır bende.

Adı mı ne?

Bu herkesle paylaştığım bir şey değil özür dilerim. Daha o kadar samimi değiliz.

Arabamı gördüğümde gerçekten, 7 yıl sonra bile, hala heyecanlanıyor muyum?

Günüm ne kadar kötü geçmiş olursa olsun köşeyi dönüp de arabamı park halinde gördüğüm zaman yüzümde oluşan gülümseme kız arkadaşımı bile kıskandırıyor. Gün içinde molalarımda kaçıp başına gidip kendisini seyrettiğim de oluyor ve hayır bunda garip veya utanılacak bir şey yok.

Kendim ve arabamla olan ilişkim sizlere Jinba Ittai ve KODO gibi kavramları bilen ve önemseyen bizler kimmişiz diye bir fikir vermiştir. Ama bu kavramların bir anlam ifade etmesi için biraz detay vermek gerekiyor.

Beni takip edin 🙂

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Yazılar

Bir Cevap Yazın

Check Also

Kapat
Kapat
Araç çubuğuna atla