İpucuLifestyle

Mazda Felsefesi (Bölüm 2): Kyudo ve Jinba Ittai

Jinba Ittai (人馬一体); yani at ve binicisinin tek olması. Düşünmeden beraber hareket etmek. At üzerindeki kontrolün tam olması. Bunlar Jinba Ittai kavramının bazı özellikleri. Peki bu kavramın önemi ne?

Bunun temelleri Japon atlı okçuluğu üzerine kurulu. 4. Yüzyıla kadar okçular yaya askerlerden meydana gelirken gelişen savaş teknikleri ile birlikte atlı okçuluk önem kazanmış. At üzerinde savaşmak hız ve hareket kabiliyetini arttırdığı için tercih edilmeye başlamış ve yaylar da buna uygun olarak değişmiştir.

Japon Atlı Okçuluk Yayları diğer yaylardan farklı şekilde tam orta noktadan kavranmak yerine, 2/3’lük kısmı tutuş noktasından yukarıda kalacak şekilde tasarlanmaktadır. Bunun başlıca sebebi de at üzerinde atış yaparken yayı sağa veya sola çevirmeniz gerektiği zaman atın kafasının üzerinden rahat geçirebilmeniz. Çok akıllıca değil mi? Japon mühendis diye bir kavram var sonuçta ve bu yeni bir şey değil.

Japon atlı okçuluğu savaşlar dışında 3 farklı formda uzun yıllar geçerliliğini korumuştur ve bunlardan 2 tanesi de halen günümüzde aktif olarak yapılmaktadır.

Bu üç formun isimleri Yabusame (流鏑馬), Kasagake (笠懸) ve Inuoumono (犬追物).

Yabusame (流鏑馬)

Yabusame at üzerinde tek bir yöne doğru hızla giderken tek bir tarata bulunan 3 hedefe atış yapılan ve bugün hala Ogasawara and Takeda okulları tarafından eğitimleri verilen bir Shinto ritüeli. İsminin de Yabaseuma (tam çevirisi “ok, hızla koşan at”) kelimesinin kısaltılmasıyla çıktığına inanılmaktadır.

Yabusame özünde basit bir etkinlik. At üstündeki bir okçu ipler ile belirlenmiş 255 metre uzunluğundaki bir pistin bir tarafından tüm hızıyla koşmaya başlıyor, yavaşlamadan ve hiç durmadan sol tarafta yerleştirilmiş olan 3 hedefe atış yaparak pist bitmeden duruyor. Bütün bu süreç yaklaşık 20 saniye kadar sürüyor.

Ama sürecin basit oluşu size Yabusame sporunun (çoğunluk için bu bir spor değil, dini bir ayin) kolay olduğunu düşündürmesin. Okçular atış yapabilmek için iki ellerini birden kullanmak zorundalar ve bu nedenle atı sadece dizlerini kullanarak kontrol edebiliyorlar. Koştukları hız da göz önüne alındığı zaman pist bitmeden durmak da hiç kolay değil.

Bu çeşit okçuluk yapabilmek için dozukuri (düzgün duruş) ve yatsugai (oku yaya yerleştirmek) gibi metodların çok düzgün uygulanması gerekmektedir.

Atı harekete geçirdikleri anda Ite (Yabusame okçularına verilen isim) üzengi üzerinde ayağa kalkıyor ve dizlerini açıyor ki kendisi ve eğer arasında kağıt kalınlığında bir boşluk kalabilsin. Sadece Japonya’da kullanılan bu tekniğin adı Tachsukashi ve bunda uzmanlaşmak gerçekten zor. Bu biniş stili sayesinde atın hareketine bağlı olarak oluşacak aşağı yukarı hareketinden arınan Ite, son sürat koşan bir at üzerinde isabetli atışlar yapabiliyor.

İlk hedefe atış yapmadan hemen önce kısa ve kalın bir sesle “In-Yo-I”, ikinci hedefe atış yapmadan hemen önce daha uzun ve daha tiz bir sesle “In-Yo-I-In-Yo-I” diye ve üçüncü hedefe atış yapmadan hemen önce de çok uzun süre ile ve çok tiz bir sesle “In-Yo-I-In-Yo-I-In-Yo-I” diye bağırmaları gerekiyor.

Yani süreç basit olabilir ama asla ve asla yapılması kolay bir şey değil. Sonuçta bu bir spordan çok dini bir ritüel ve doğal olarak uyulması gereken çok katı kuralları var. Yabusame Japonya’yı koruyan birden fazla tanrıyı onurlandırmak ve eğlendirmek, bunun neticesinde tanrılarının ülkelerini, insanları ve hasatlarını kutsamaları için tasarlanmış bir etkinlik.

Ite kıyafetleri de belirli kurallar çerçevesinde özel olarak hazırlanmaktadır. Şapkalarına kimen ayahigasa ve kıyafetlerine de yoroihitatare veya suou deniyor. Sol omuzlarına altın işlemeli aile armalarını gösteren igote takıyorlar. Kalçalarını geyik derisinden yapılmış mukabaki kaplıyor. Bellerine uzun bir kılıç olan tachi ve kısa bir kılıç olan maezashi takıyor ve ellerine kake ayaklarına igutsu giyiyorlar. Yayları sigeto ve oklarını taşımak için bellerinde jindoya oluyor. Bunlar yüzyıllardır hiç bozulmadan ve değiştirilmeden aynı şekilde hazırlanıyorlar.

Okların uçları metalden yapılmıyor çünkü Shinto ritüellerine göre kan dökmek büyük bir tabu. Oklar Kaburaya ve isimlerini havada uçarken ıslık çaldıkları için alıyorlar.

Ite olabilmek gerçekten büyük bir onur, bu nedenle çocuklar küçük yaşta bunun eğitimini almaya başlıyor ve ebeveynleri bu eğitim için genelde 100.000 yen civarında bir para harcıyorlar.

Yabusame öğretmenleri bu iş için para almıyorlar, bu geleneği yeni nesillere aktarabildikleri için duydukları onur onlar için yeterli.

Söylediğim gibi, Yabusame’nin ruhani yanı çok baskın. Yabusame’de en başarılı olan Ite beyaz bir kumaş parçası ile ödüllendiriliyor. Evet bütün ödül bu. Ama bu fazlasıyla yeterli çünkü bu kumaş parçası ilahi kutsamayı ifade ediyor.

Shinto tapınaklarında yapılan bir Yabusame etkinliğinde bulunmak günümüz koşullarında gerçek bir samuray görebilmek için tek şansınız olabilir o yüzden yapabilirseniz bu kaçırılmaması gereken bir fırsat.

Kasagake (笠懸)

Kasagake bir diğer Japon atlı okçuluk tekniği. Yabusame ile kıyaslandığı zaman gerçek savaş koşullarına daha yakın. Kasagake hedefleri çeşitlilik gösterdiği için Yabusame’den daha zor. Yabusame’den farklı olarak çok kalıplaştırılmış ve resmi bir etkinlik değil o nedenle de daha eğlenceli.

Eski çağlarda samuraylar savaş alanlarına hükmederken onları öldürmenin yöntemleri geliştirilmeye çalışılmış. Samuraylar genellikle oldukça ağır zırhlar kullandıkları için onları öldürmeyi bırakın yaralamak bile çok zor bir şeymiş. Ama zırhlarının zayıf bir noktası vardı, yüz bölgeleri ve Kasagake de bu zayıflığı fırsata çevirmek için gelişen bir teknik.

Rakipleri kafalarını kaldırdığında veya kendilerine doğru döndüğü anda atlı okçular bu fırsatı değerlendirip düşmanlarının yüzlerine atış yaparak tek hamle ile onları ortadan kaldırmayı öğrenmişler.

Peki Kasagake nasıl yapılıyor? Yabusame’den en büyük farkı tek bir yöne koşarak atış yapmak yerine gidiş ve geri dönüşte farklı hedeflere atış yapılıyor olması.

İlk gidişte atış yapılırken bambu çitlerle çevrilmiş sol tarafa yerleştirilmiş bir hedefe atış yapılıyor. Buradaki zorluk okçu sadece tam hedefin yanındayken vücudunu tam çevirerek hedefi çok dar bir zaman aralığında görebiliyor ve vurabiliyor.

Dönüşte yaptıkları atışlara ko-kasagake deniyor ve burada hedefler pistin sağ ve sol taraflarında yere oldukça yakın şekilde konumlandırılmış çok daha küçük hedefler.

Kasagake’de farklı hedefler olması ve farklı konumlandırılmaları nedeniyle atış şekilleri de çeşitlilik gösteriyor.

Yundeyoko

Bu doğrudan sol tarafa doğru yapılan atış. Yabusame’de sadece bu teknik kullanılırken Kasagake’de sadece ilk hedef için kullanılıyor.

 

 

 

 

 

 

Yundesugai

Bu teknik sol tarafta yerde bulunan hedeflere atış yapmak için kullanılıyor ve sadece Kasagake’de var.

 

 

 

 

 

 

 

Metesugai

Bu teknik ise sağ tarafta yerde bulunan hedeflere atış yapmak için sadece Kasagake’de kullanılıyor. Bu teknik oldukça zor çünkü sol eliyle yayı tutan okçu, atın boynunun üzerinden sağ tarafa doğru vücudunu ciddi şekilde çevirerek atış yapıyor.

 

 

 

 

 

 

Kasagake’de bu farklı hedefler ve dolayısıyla farklı atış şekilleri olması bunun gerçek savaş şartlarına daha yakın bir etkinlik olmasını sağlıyor. Yabusame’de tek bir tarafa gidip sadece solda olan hedeflere atış yapıyor olmak biraz daha monoton bir etkinlik sunuyor. Ama zaten Yabusame eğlenceden çok dini sebepler ile yapıldığı için bu hiç değiştirilmemiş.

Kasagake’de ilk atış 55 cm çapında ve okçudan yaklaşık 11,35 m ile 22,7 m mesafede bulunan hedefe yapılıyor ve buna uzun menzilli atış deniyor. Burada Yundeyoko tekniğini kullanıyorlar.

Uzun menzilli atışını yaptıktan sonra okçu atını pistin diğer yönüne doğru çevirip son hızla giderken yerde önce solunda bulunan (Yundesugai tekniği ile) sonra da sağında bulunan (Metesugai tekniği ile) 12 cm ila 24 cm arası büyüklükteki hedeflere atış yapıyor. Bu hedeflere attıkları oklar da uzun menzilli hedefe atılanlardan farklı ve daha ufak. Okların tek ortak özellikleri turp şeklinde ok başları olması çünkü Kasagake’de de ölümcül olmayan oklar kullanılıyor.

Kasagake için giyilen kıyafetler de Yabusame’den farklı, aslında benziyorlar ama daha rahat hareket imkanı sağlayan, pratik yönü ağır basan kıyafetler.

Inuoumono (犬追物)

Japon atlı okçuluğun son şekli de Inuomono. Bu etkinlikte 3 adet 12 kişilik okçu takımı yani toplamda 36 kişi Umaba adı verilen 132 m2 alana sahip bölgeye giriyor. Daha sonra aynı bölgenin içine 150 adet köpek salınıyor ve bu 36 kişi köpeklere zarar vermeyecek şekilde tasarlanmış inuuchihikime adlı okları kullanarak köpekleri avlıyorlar. Süre sonunda en çok köpeği vuran takım etkinliği kazanmış oluyor.

Bu etkinliğin çıkış amacı okçulara hareketli hedefleri vurma eğitimi vermek ve kalabalık, savaş ortamına yakın alan içinde hem at sürüşlerini yönetmeyi hem bir ekip olarak çalışmayı ve aynı zamanda da nişan alıp atış yapmayı öğretmekti.

Bir süre sonra Inuomono popülerliğini yitirdi çünkü hem çok geniş bir alan gerektiriyordu, hem yapılan atışları takip etmek için 3 x 12 kişilik takımların yanında kalabalık bir hakem ekibine de ihtiyaç duyuyordu. Bilinen son etkinlik 1881 yılında Tadayoshi SHIMAZU’nun düzenlediği ve İmparator Meiji’nin de katıldığı etkiniktir.

Günümüzde devam ettirilmemesinin asıl sebebi ise hayvanlar öldürülmüyor olsalar da verilen fiziki ve manevi zarar yüzünden hayvan haklarının göz önünde bulundurulmasıdır.

Kyudo: Japon Okçuluk Ruhu “Okun İzinde”

Genel olarak bütün Japon okçuluğu Kyudo olarak adlandırılıyor ve “Okun İzinde” anlamına geliyor. Diğer dövüş ve savaş sanatları arasından temelinde estetik ve zarafet yattığı için ayrışıyor.

Aslında Kyudo bir spor değil bir sanat dalı. Ayrıca önemli bir meditasyon şekli.

Bushido’ya yani Samuray Felsefesine göre kendinizi en üst seviyeye taşıyabilmek için öncellikle ruhani dinginliğinizi en üst seviyeye taşımanız gerekmektedir. Buna ulaşmanın en uygun yollarından birisi de Kyudo’da uzmanlaşmaktır. Japon atlı okçuluğu da Kyudo’nun bir uzantısıdır ve hatta en üstün hali sayılabilir.

Bu açılardan bakıldığı zaman da batı okçuluğu ve Kyudo arasındaki farkların nedenleri de daha kolay anlaşılmaktadır.

Batı okçuluğu pratiklik üzerine kuruludur. Yaylar kısa ve taşıması ile kullanması kolaydır.

Japon okçuluğun yayları çok zarif görünümlü ama çok uzun ve taşıması ve kullanması pratik değildir.

Batı okçuluğunun yarışmalarında kaç tane hedefi neresinden vurduğunuz en önemli faktördür. Japon okçuluğunda ise bu, yayı ne şekilde tuttuğunuz, ne şekilde atış yaptığınız ve duruşunuzun yanında ikinci plandadır.

Kyudo’da pozisyon alırsınız, okunuzu atarsınız ve hedefi vurur ya da vurmazsınız, bu çok önemli değildir.

Kyudo’da önemli olan okçuların konsantrasyon ve dinginlikleridir. Burada bahsedilen her şey atlı okçulukta da geçerlidir ve en üst formu olarak sınıflandırılmasının sebebi de atınız ile olan uyumunuzun da burada devreye girmesi ve önemi olmasıdır.

Peki bütün bunların Jinba Ittai ile ne alakası var diye soruyorsunuz duyabiliyorum. Bu atışları yapabilmek için belirtiğim gibi atın üzerinde tam olarak oturmuyorsunuz ve kendinizi biraz havada tutmanız gerekiyor. Normal şartlar altında atı yönlendirmek için de ellerinizi kullanırsınız ama burada elleriniz de dolu.

Yapabileceğiniz tek şey dizlerinizi ve vücut ağırlığınızı kullanarak atınızı yönlendirmek ki buna dönüşler ve hızlanma dahil. İşte bu yüzden atınız ile tek vücut gibi çalışıyor olmanız gerekiyor. Atınızı sizden gelecek en ufak bir tepkiye karşılık vermek zorunda. İşte Jinba Ittai de tam olarak bu. İki yaratık tek bir vücut, tek bir varlık haline gelmiş oluyor.

Mazda, Japon kültürüne çok değer veren ve geleneklerini yaşatmak için elinden geleni yapan bir firma. Bu nedenle Japon savaşçılarının önem verdiği unsurları günümüzde arabalarına taşımak için çalışıyorlar. Atalarının atları ile olan ilişkilerini günümüzde insanlar arabaları ile kurabilsinler diye çaba sarf ediyorlar.

Beraber çalıştığınız varlık ile ne kadar rahat ve ne kadar uyumlu çalışırsanız o kadar başarılı olursunuz. Eski çağlarda en iyi samuray sadece atı kadar iyi olabilirdi. Çünkü bir düşünün, inanılmaz iyi bir okçu ve kılıç ustasısınız ama atınızın üzerindeyken sürekli olarak onu kontrol etmeye çalışıyorsunuz. Hareketlerini sizinle uyumlu hale getirmek için uğraşıyorsunuz. Bunlar için konsantrasyonunuzun büyük bir kısmını harcarsanız diğer yapmanız gereken şeylere tam olarak odaklanamazsınız.

İşte Mazda da Jinba Ittai felsefesi ile bu durumu ortadan kaldırmaya çalışıyor. Siz sadece arabanıza binin ve o sizin artık o kadar uzantınız olsun ki onu düşünmek zorunda kalmayın. Siz istediğiniz anda o sizin komutlarınıza tepki versin ki siz asıl işinize odaklanabilin: Önünüzdeki yol ve sürüş keyfiniz.

Mazda arabalarında bunu yakalamak için çabalıyor. Arabanın tasarımını yaparken şoförü ayrı bir varlık olarak değil arabanın bir uzantısı olarak düşünüyor ve bütün her şeyi bunun üzerine tasarlıyor. Okçular nasıl sadece dizlerinin ufak hareketleri ile atlarını yönlendirebiliyorlarsa, sizin de arabanız ile aynı ilişki seviyesini yakalamanızı istiyor.

O kadar ki bir Mazda sadece içinde şoförü otururken bir bütün haline gelir. Şoförü olmayan bir Mazda eksiktir. Arabanın tasarımı nihai halini siz koltuğunuza geçtiğinizde alır. Bir Mazda’nın ağırlık dağılımı bile sizi de hesaba katılarak tasarlanır.

Sonuç? Bir Mazda’nın içine oturduğunuz andan itibaren sanki sadece sizin için tasarlanmış bir kabindeymiş gibi hissedersiniz. Bunun sebebi Mazda mühendislerinin oturuş pozisyonu, kontroller ve vites kolunun ve pedalların yerleşimi gibi faktörleri hareket kabiliyetini en az şekilde kısıtlayacak şekilde tasarlamış olmalarıdır. 

Sırtınızı yaslayıp koltuğunuzun mesafesini ayarladıktan sonra pedalların tam olmaları gerektiği yerde olduklarını fark edeceksiniz. Sol elinizi direksiyona yerleştirin, sağ eliniz doğal oturuş formunuza bağlı olarak vites topuzunu kendiliğinden bulacaktır. Elinizi vitesten kaldırdığınız anda bütün kontroller hemen parmaklarınızın ucunda olacaktır. Sizin gözünüzü yoldan ayırmanız gerekmez, doğal oturuş formunuz ve tasarımın birleşimi sizi yönlendirecektir.

Bütün bunların sayesinde arabayı kullanırken yaptığınız hareketler sizi kısıtlamadığı için konsantrasyonunuz maksimum seviyede olacaktır. Arabanın yol tutuşu ve size yoldan aktardığı bilgi sizi araba ile bir bütün gibi hissettirecektir. Yaptığınız her hamleye anında tepki veren bir araba kullandıktan sonra Jinba Ittai demek ki buymuş diyeceksiniz.

Buradaki en büyük risk, böylesi bir bağlantıyı kurduktan sonra sizinle daha az iletişime geçen başka bir arabayı kullanmak istemeyecek olmanız, baştan uyarayım.

Benim gibi insanların arabalar ile ilgili kafalarından geçenleri anlamaya başladınız herhalde. Halen bunlar ne çeşit manyaklar diye korkup kaçmadıysanız şimdi arabalarımıza baktığımız zaman neler hissettiğimizi size anlatmak istiyorum.

Emin olun kendimi veya sizleri deli olmadığıma inandırmaya çalışmıyorum, sadece bizleri biraz daha iyi anlayabilin diye uğraşıyorum.

Önceki Yazı

Sonraki Yazı

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Yazılar

Bir Cevap Yazın

Check Also

Kapat
Kapat
Araç çubuğuna atla