GenelMX-5 TarihiRoadster YaşamıSektörel

Mazda MX-5 Otuz Yaşında; Tarihin En Önemli Roadster’inin Hikayesi

Hala sahip olabileceğiniz en eğlenceli üstü açık model

Yazının orijinali için buraya tıklayınız. 
GQ Magazine UK’den Türkçeye Çeviren : Kerem Saraç

30 yaşına gelmiş birçok şey en güzel zamanlarını geride bırakmıştır aslında. Bu dönemde saçlarımız kenarlardan grileşmeye başlar. Buzdolapları endişe verici sesler çıkarmaya başlar. Süveterler bile şeklini şemalini kaybeder.

Ancak Mazda MX-5 bunlar gibi değil.

Otuz yıl ve dört jenerasyon sonra Mazda’nın bu cesur roadsteri tüm zamanların en çok satan iki kişilik üstü açık modeli oldu. Ve bunu da hak etti doğrusu. Kompakt yapısı, alçak gönüllü performansı ve gerçekten üstün sürüşüyle Mazda MX-5 bir drag yarışçısı olarak tasarlanmamıştı. O sürücüsünü gülümsetebilmek için tasarlanmıştı.

Yine de Mazda yöneticileri, 80’lerin ortasında karşılarına çıkan bu konsept hakkında pek de emin sayılmazlardı. Şirketin kendi cümleleriyle ifade etmek gerekirse küçük roadster “bazı üst düzey yöneticilerden ciddi direniş görmüştü”: “Önden motor, arkadan itişli sade bir roadster, tıpkı 50’lerin ve 60’ların en iyi İngiliz Spor Otomobilleri gibi mi? İyi de o endüstri 70’lerde batmamış mıydı?”

Aynen öyle olmuştu. 80’ler ve onun daha sıkı güvenlik ve emisyon kuralları tarafından yaşamına son verilen kompakt iki koltuklular eski kafalıların pek de hoşlaştığı modeller değillerdi.

Potansiyeli ilk gören Bob Hall oldu. 70’lerin sonlarına doğru kendisine : “Mazda’nın bir sonraki otomobili ne olmalı sence?” diye soran mühendis Kenichi Yamamoto’ya Amerikalı gazetecinin (ve aynı zamanda otomobil meraklısı) verdiği cevap açık ve net olarak “yeniden tasarlanmış bir roadster” oldu.

Pek belli etmese de, Triumph TR7’yi hatırlatarak Bob Hall’u kahkahalar eşliğinde odadan kovmadığına göre Yamamoto fikri beğenmiş olmalı.

Firmanın Kaliforniya ofisinde harıl harıl çalışmaya başlayan Hall, hayalindeki tüy siklet roadsteri çizmesi için Mark Jordan’ ı görevlendirdi.

Bu tüm karmaşıklıklardan uzak, sade ve 60’ların en iyi sürücü otomobili sayılabilecek Lotus Elan’dan esinlenmiş bir model olacaktı.

Herşey bu ikili için herşey yolunda görünürken Mazda bu yeni konsepti kendi bünyesinde bir yarışmaya dönüştürmeye karar verdi. Üç rakip tasarım ofisi, Kaliforniya, Tokyo ve Hiroşima arasında düzenenen bu yarışta Hall önden motor arkadan itiş konseptini Tokyo ofisinin ortadan motor-arkadan itiş ve Hiroşima’nın önden motor-önden çekişli tekliflerine karşı sahaya sürmek durumunda kaldı.

Başlarda Japon ofislerinden birinin teklifi kazanacak gibi duruyordu. Neticede varolan önden çekerli bir modele bir spor otomobil kabuğu vidalamak daha kolay, ucuz ve üretimi haklı çıkaracak kadar da iyi satış rakamlarına ulaşması muhtemel olan yöntemdi. Ancak o zaman bu safkan bir roadster olmayacaktı ve mühendisler bunu biliyorlardı.

Sonuç mu? Hall’un fikri yarışmayı kazandı ve gelmiş geçmiş en başarılı iki kişilik üstü açık otomobil doğmuş oldu.

Tasarımcı Tom Matano üretim modelinin, taslakların ve asla eskimeyecek, temiz hatları çizmesi için görevlendirilirken Toshihiko Hirai gibi diğer Mazda mühendisleri de sürüşü herkesten ve herşeyden daha güzel hafif bir makine yapmaya odaklanmışlardı.

Tüm bunların içinde ekip “Jinba Ittai” kavramını kendilerine ilke olarak edinmişlerdi. Sizce bir pazarlama hilesi mi? Hiç de değil: Devirlenmeyi seven motoru, mükemmel dengesi, iletişimi koparmayan sürüşü, benzersiz süspansiyonları ve tatlı egzoz notasıyla Japon markası İngiliz meslekdaşlarının başaramadığını başarmış durumda – on yıllarca güncelliğini koruyabilecek bir roadster.

1989 Chicago Motor Show’da lanse edilir edilmez anında başarıyı yakaladı, dünyanın heryerinden gazetecilerin sevgilisi oldu, ödüllere boğuldu ve devasa satış rakamlarına ulaştı. Dört jenerasyon sonra Mazda bir milyondan fazla sattı.

Bazen MX-5, bazı yerlerde Miata bazısında da Eunos Roadster adıyla pazarlandı ve iki koltuklu bu küçük otomobil beygir gücünün herşey demek olmadığını kanıtladı. Üstelik bunu Golf GTI ve Renault 5 Turbo gibi rakiplerin arasında sade ve sıradan denilebilecek görünüşüyle, holigan tavırlar içinde olmadan başardı.

Bunun yerine, Hall’un da tabiriyle, “litre başına en çok gülümseme”yi sağlayarak başarılı oldu. Kulağa çok şık bir slogan gibi gelmeyebilir ama tamamen doğru. Pop-up farları ve zıpçıktı 1,6 motoruyla bir NA’da kullansanız, 184hp’lik son model bir ND’de kullansanız MX-5 halen üstü açık bir otomobilden alabileceğiniz en keyifli deneyimlerden birini sunmaya devam ediyor.

Ulaşılabilir, keyifli ve bağışlayıcı, O bir spor otomobilin olması gereken herşeyi temsil ediyor – ve bunu elektronik yardımcıların bizim yerimize arabaları sürdüğü bir devirde yapıyor, ve buna her zamankinden daha da ihtiyacımız var.

İşte bu sebeplerden ötürü MX-5’i selamlıyoruz, 30’unda bile diğer neredeyse geri kalan herşeyden daha iyisini yapabildiği için…

 

 

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Yazılar

“Mazda MX-5 Otuz Yaşında; Tarihin En Önemli Roadster’inin Hikayesi” ile ilgili 1 yorum var

Bir Cevap Yazın

Check Also

Kapat
Kapat
Araç çubuğuna atla